GEBELİKTE STRES

Gebelikte Stres

Gebelik döneminde, annelerde psikolojik rahatsızlık görülme riski diğer dönemlere göre daha fazladır. Gebeliğin onaylanması, sosyal destek, ekonomik durum, gebenin diğer gebelikleri ile ilgili geçmiş deneyimleri, çocuk sayısı, doğum öncesi sağlık hizmetlerinin yeterliliği, gebelik ile ilgili kaygı seviyesi, aile içi ilişkiler, eğitim durumu, çalışıyor ise iş ortamı, daha önce geçirmiş olduğu bir psikolojik rahatsızlığının olması ve gebelik komplikasyonu gibi etkenler hamilelik döneminde veya doğum sonrasında psikolojik sorunların görülme riskini arttırır.

Gebeliğe bağlı yaşanan biyolojik, psikolojik ve fizyolojik değişimler; hem gebede hem de gebenin sosyal çevresinde endişeye sebep olabilir. Bu olağan değişimlerden duyulan rahatsızlıklar kadının günlük yaşamını önemli ölçüde etkiler. Bu durum, gebe de engelenmişlik hissinin yarattığı depresif belirtiler gözlemlenmesine neden olabilir.

Gebelik döneminde gözlemlenen sorunlar, gebeyi ve fetüsü etkileyebildiği gibi, aynı zamanda doğum sonrası depresyonun da habercisi olabilir. Kontrol altına alınmayan doğum sonrası depresyon, çocuk gelişimine ilişkin; anne-bebek bağlanma sorunları, gelişim geriliği, motor ve dil gelişiminde gecikme, davranış problemleri gibi olumsuz etkilere neden olabilmektedir. Aynı zamanda, gebelik döneminde ortaya çıkan ve çözümlenmeyen psikolojik sorunlar, temelde bir ayrılık travması olan doğum eylemi sırasında komplikasyonlar oluşmasına neden olabilmektedir. Gebeliğe uyum dönemi, her kadının geçmiş yaşam deneyimlerine göre şekillenmektedir. Çocukluk anıları, annesiyle olan ilişkileri, sosyal rolünü algılayışı, benlik kavramı, çevresindeki rol modelleri kadının gebeliği kabullenmesinde etkileyen faktörlerdir.

Diğer yönden; gebelik boyunca annenin vücudunun ürettiği tüm kaynaklar fetüs için kullanılmaktadır. Buna göre; gebelik boyunca yaşanan yüksek dereceli duygusal sıkıntının, gebelik ve doğum komplikasyonlarını artırdığı ve fetüsün sağlığını olumsuz etkilediği bilinmektedir. Araştırmalara göre; stres düzeyi yüksek bir gebeliğin, gebenin testesteron düzeyinin yükselmesine sebep olurken, bu hormonal değişimin bebeğin sosyalleşme yeteneğini ve konuşma kabiliyetini olumsuz yönde etkilediği belirlenmiştir.

Her toplumda, ebeveyn olmak insan hayatında önemli kararlardan biri olduğu kadar, özellikle kadınlar için gebe olmak ve annelik rolünü üstlenmek; yerine getirilmesi gereken bir görev olarak algılanmaktadır.

Annenin biyolojik, psikolojik ve fiziksel halini, büyük ölçüde içinde bulunduğu sosyal çevre tarafından şekillenmektedir. Bu çevresel faktörlerin en önemlileri; sosyoekonomik durum, evlilik ilişkisi ve aile ilişkileridir. Hamileliğin seyri ve gebenin ve bebeğin sağlığı; zorlayıcı çevresel etkilerden olumsuz etkilenir.

Gebelik hayatın her alanında değişimlere neden olduğu gibi, eş ile ilişkilerde de bir çok değişime sebebiyet vermektedir. Gebelikle birlikte kazanılan yeni sorumluluklar ve üstlenilmesi gereken yeni roller eş ilişkilerini yeniden düzenlemesi gerekliliğini oluşturur. Tüm bu değişimlere uyum sürecinin başarısı; eşlerin bebek ve aile olmak ile ilgili duygu ve düşüncelerinden ölçülebilmektedir. Bazen çiftler bebek sahibi olmayı mutluluk kaynağı olarak görürken, aynı zamanda bazen engellenmişlik hissi ile alınması gereken sorumlulukların altında kendilerini sıkışmış hissedebilirler. Kadının, eşi tarafından gebeliğinin kutlanması ve onaylanması ve annelik rolü ile ilgili endişelerini eşiyle paylaşabilmesi, gebeliğe uyum sürecinde anneye çok yardım etmektedir.

 

Gebenin evlilik ilişkisinin yanında, yakın sosyal çevresi tarafından da gebeliğinin kabullenilmesi önemlidir. Ailedeki mutluluk derecesi, gebenin endişe ve kaygı düzeyini belirlemektedir. Kadının, yakın sosyal çevresinden aldığı destek, gebeliğe uyum sürecini olumlu yönde etkilemektedir. 

Bağdat Cd. Hattat Bahattin Sk. Meriç Apt. 6/6 2. Kat 34730 Göztepe Kadıköy/İstanbul

0 216 363 80 89

0 532 791 83 00